İmralı sistemine son!

AKP yetkilileri, NATO kontrolündeki İmralı sistemini sürdürebilmek, Kürtlerin tepkisini dindirmek ve yerel seçimlerde Kürtlerin oylarını almak amacıyla, gerçekleri çarpıtan açıklamalar yapıyor. Kürtler ise Öcalan'ın özgürlüğünde ısrarlı.

GERÇEKLER ÇARPITILIYOR

İmralı Cezaevi'nde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a fiziki saldırının ardından Bölge illeri başta olmak üzere Kürtlerin yaşadığı her yerde büyük bir tepki ortaya koyması sonucu, devlet yetkilileri, gerçekleri çarpıtan açıklamalara başvurdu. Son olarak İmralı'ya yeni hükümlülerin götürüleceği açıklandı.

HEDEF KÜRTLERİN OYLARI

Hükümetin, bir yandan Kürtlerin tepkisini dindirmeye, böylece Öcalan'ın özgürlüğü yönünde ortaya konulan eylemleri bu açıklamalarla bastırmaya çalıştığı, öte yandan Öcalan'ın 'koşullarının düzeltileceği' havasını yaratarak, yerel seçimler öncesinde Kürtlerin oylarını almayı hedeflediği kaydediliyor.

ÖCALAN'A ÖZGÜRLÜK!

Devlet yetkilileri aynı zamanda, meşruluğu olmayan ve NATO'ya bağlı Başbakanlık Kriz Merkezi'nin kontrolündeki İmralı sistemini sürdürebilir hale getirmeyi amaçlıyor. İmralı'daki bu tehlikeli oyuna karşı Kürtlerin tutumu ise oldukça net: 'İmralı Cezaevi kapatılsın, Öcalan'a özgürlük!'

AKP'nin tehlikeli İmralı oyunu

Kürt sorununda izlediği çözümsüzlük siyaseti nedeniyle Bölge'de tepkilerin odağı haline gelen AKP, 22 Temmuz 2007 seçimleri öncesinde olduğu gibi yaklaşan yerel seçimler öncesi bir kez daha Kürtleri yanıltma arayışı peşinde. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı kontrol altına alma, Bölge halkının AKP'ye karşı yükselen tepkisini marjinalize etme ve DTP'nin siyasal olarak alanını daraltma hedefi güden bu oyun planının merkezinde Kürtlerin hassas noktası olan İmralı Cezaevi bulunuyor. Hükümet, Öcalan'a yönelik fiziki saldırıdan birinci dereceden sorumlu olduğu İmralı Cezaevi'nde koşulları iyileştirmeye yönelik bir dizi çalışma başlatacağı izlenimini uyandırarak, tam bir psikolojik savaş yürütüyor.

Son bir haftada hükümet cephesinden bu konuda peş peşe gelen açıklamalar, AKP'nin İmralı planı hakkında önemli ipuçları veriyor. DTP'nin Öcalan'a yönelik saldırı başta olmak üzere İmralı'da uygulanan tecrit politikasını yazılı bir soru önergesiyle Meclis gündemine taşımasının hemen ardından Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, ilk açıklamayı yaptı. Bakan Şahin, İmralı Adası'nda yeni bir infaz kurumu yapmayı planladıklarını belirterek, 'İmralı'da güvenlik görevlilerinin barınabileceği yerlerin uygun olmaması nedeniyle yenilerini yapmak için inşaat başlattık. Aynı zamanda oraya beş-altı hükümlünün daha kalabileceği şekilde ceza infaz kurumu yapmayı planlıyoruz. Bunu yaptıktan sonra oraya hükümlü sevk edip etmeyeceğimizi değerlendireceğiz' açıklamasında bulundu. Şahin'in sözleri kamuoyunda tartışma başlatırken, hükümetin gerçek niyetini açığa çıkaran açıklama AKP Dışişleri Komisyon Sözcüsü Suat Kınıklıoğlu'ndan geldi. Kınıklıoğlu, niyetlerini şöyle açıkladı: 'Öcalan'ın işkence gördüğü iddia ediliyor ve insanlar buna inanarak sokağa dökülüyor. Bizim amacımız bunun önüne geçmek, kendimizi sağlama almak. Biz bu konuda kendimizi sağlama almak istiyoruz. Orada başka mahkumlar kalmaya başladığında ve iddialar onlara sorulduğunda onlar böyle bir şeyin olmadığını söyleyeceklerdir. Biz de bu sayede ortaya atılan manipülasyonların önüne geçmiş olacağız.' Kınıkloğu'nun bu sözleri hükümetin İmralı planının iddia edildiği gibi cezaevi koşullarının iyileştirilmesi değil, Öcalan'a yönelik tecrit uygulamalarını meşrulaştırma amacına yönelik olduğunu ortaya koyması açısından oldukça dikkat çekiciydi. Nitekim Adalet Bakanı Şahin de yaptığı ikinci bir açıklamayla İmralı'da 'rehin' politikası izlediklerini gizlemedi. Şahin, Öcalan'ı kastederek, 'Ama 'Bırakın kavgayı, bombaları' der, görüş değiştirirse belki savcılar bu yeni durum karşısında yeni bir değerlendirme yapar' dedi. Bu durum AKP'nin Öcalan üzerinden pazarlık yapmaya ve Öcalan ile PKK'ye geri adım attırmaya çalıştığını gözler önüne sererken, öte yandan 'İmralı'ya yeni hükümlüler götürülecek, koşullar düzeltilecek' şeklindeki açıklamalarla da hükümetin İmralı sistemini sürdürebilir hale getirmeye, Kürtlerin tepkisini dindirmeye ve yerel seçimlerde Kürtlerin oylarını almaya çalıştığı görülüyor.

AKP'nin beklediği muhalefet

Hükümetin İmralı'da 'iyi polis-kötü polis' rolüne soyunarak, yürürlüğe koyduğu bu tehlikeli politika siyaset cephesinde nasıl yankılandı? CHP ve MHP'nin İmralı konusundaki tavrı tam da hükümetin beklediği kıvamda. CHP Lideri Deniz Baykal, Öcalan için gerçekleştirilen kitlesel eylemlere atıfta bulunarak, 'PKK, hükümeti Öcalan'ın konumu ile ilgili olarak bir tavır değişikliği noktasına sürüklemeyi başarmıştır. Bunun kamufle edilecek, inkar edilecek hiçbir tarafı yoktur' dedi. Hükümetin İmralı'da tecride son vermenin altyapısını hazırladığını savunan Baykal, Bakan Şahin'in açıklamalarını da 'PKK'yle müzakere' arayışı olarak yorumladı. MHP Lideri Bahçeli de, Baykal'la sözbirliği etmişçesine hükümetin İmralı'yla ilgili açıklamalarını, 'Öcalan'ın affına kadar gidecek sürecin önünün açılması' olarak yorumladı. Bahçeli, 'AKP, önce PKK'nin taşlarına, sonra da Avrupa'nın taleplerine teslim olmuştur' ifadesini kullandı.

Bölge'deki algı değiştirilmek isteniyor

Hükümetin açıklamaları, muhalefetin tutumu, medyadaki tartışmalar biraraya getirildiğinde yaklaşan yerel seçimler öncesi İmralı üzerinden yeni bir siyasi oyunun sahnelenmeye çalışıldığı ortaya çıkıyor. İzlediği savaş politikasıyla Bölge'deki siyasi itibarı tersyüz olan AKP, 22 Temmuz 2007 seçimleri öncesinde başvurduğu kandırmaca politikasını bir kez daha devreye koyuyor. Bölge halkının Öcalan'a yönelik fiziki saldırıdan ve uygulanan tecrit politikasından sorumlu tuttuğu hükümet, cezaevi koşullarında iyileştirmeye gideceği, tecridi sona erdireceği ve infaz sistemini rahatlatacağı izlenimini yaratmaya çalışıyor. Bölge halkının 'İmralı hassasiyeti'ni istismar eden hükümet 'Açılım yapıyoruz' mesajlarıyla Kürt kitlesini hedefleyen psikolojik savaş amaçlı yeni propagandalar ortaya koyacak. Ocakta başlayacağı varsayılan TRT-Kürtçe yayınıyla da seçim kozunu güçlendirmek istiyor. Hedef yaklaşan yerel seçimler öncesi Kürtlerdeki 'AKP özel savaş partisidir' algısını kısmen de olsa değiştirebilmek. Bunun için AKP'ye yakın medyanın hükümetin İmralı'yla ilgili açıklamalarını kimi Kürt siyasetçiler üzerinden olumlatma çabası içerisine girdiği gözleniyor.

Osman Öcalan'ı kullanıyorlar

KDP'nin kontrolündeki Osman Öcalan'ın konuya ilişkin geçen hafta basına yansıyan açıklamaları oldukça dikkat çekici. Milliyet Gazetesi'ne açıklamalarda bulunan Osman Öcalan, hükümetin üç aşamalı plan doğrultusunda harekete geçtiğini, amacın uzun vadede Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı özgürlüğüne kavuşturmak olduğunu ileri sürdü. Osman Öcalan, bu kapsamda İmralı'nın normal cezaevine dönüştürülmesi çalışmalarına başlandığını iddia etti ve hükümetin taviz verdiğini savundu. Osman Öcalan'ın açıklamaları dikkatle incelendiğinde arka planında kendisine ulaştırılan bir takım AKP kaynaklı mesajların bulunduğu anlaşılıyor. AKP'nin Güney Kürdistan Yönetimi üzerinden Osman Öcalan'a bu açıklamaları yaptırdığı ileri sürülüyor. Geçen günlerde AKP'li bazı milletvekilleri Fethullah Gülen'in Güney'de kurduğu üniversitenin açılışına katılmıştı. AKP'li vekillerin Güney temasları sırasında KDP yetkilileri üzerinden Osman Öcalan'a 'İmralı'da açılıma gidiyoruz' mesajını ulaştırdığı belirtiliyor. Güney yönetiminin de Osman Öcalan'dan bu yönlü bir açıklama yapmasını istediği kaydediliyor. Güney Kürdistanlı güçlerin de bu sürece alet olması yerel seçim öncesi AKP'nin kirli bir ilişki ağı içerisinde olduğunu ortaya koyuyor. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin 'Kürtler AKP'yi desteklemeli' şeklindeki sözleri Osman Öcalan'ın 'İmralı'da özgürlüğün önü açılıyor' anlamına gelen açıklamalarıyla birleştirildiğinde AKP'nin, Güney aracılığıyla Kuzey Kürtleri üzerinde siyasi bir basınç oluşturma çabası içinde olduğu ortaya çıkıyor. Güney Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani'nin resmen Ankara'ya davet edilmesini de bu bağlamda ele almak gerekiyor. Hükümet bir devlet politikası olarak Öcalan'ın Kürtler üzerindeki etkisini Güney yönetimi üzerinden kırmayı hedefliyor. Bu trafiği yerel seçimler öncesi hızlandırarak, siyasi rant olarak kullanmayı planlıyor.

AKP-CHP-MHP arasında iş bölümü

Bu açıdan CHP ve MHP'nin tavrının da dikkatle okunması gerekiyor. Baykal ve Bahçeli'nin hükümeti 'PKK'yle müzakere masasına oturmakla' itham etmesi, hatta 'Öcalan'ın özgürlüğünün önünü açmaya çalıştığını' ileri sürmesinin tek bir anlamı var. O da, AKP'nin Kürtler nezdinde kaybettiği itibarı yeniden kazanmasını sağlamak. Herhalde 'CHP ve MHP karşı çıktığına göre AKP doğru yapıyor' gibi bir mantığın halen Bölge'de kabul göreceği, tutacağı varsayılıyor! AKP de Kürt desteğini alabilmek için CHP ve MHP'nin sert muhalefetine ihtiyaç duyuyor! Ama nafile. Çünkü Bölge halkı AKP'yi de, CHP'yi de, MHP'yi de aynı ipte oynayan cambazlar olarak gördü, görmeye devam ediyor. Aslında bu konuda AKP, CHP ve MHP'nin siyasi bir iş bölümü yaptıklarını söylemek abartılı olmaz. Cumhurbaşkanı Gül'ün bu oyun planının içerisinde yer aldığı kuşku götürmez bir gerçek. Her ne kadar yalanlansa da Gül'ün Hakkari heyetini kabulünde sarfettiği 'Burada söyleyemeyeceğim şeyleri de düşünüyorum. Hatta sizin de bana söylemek isteyip söyleyemediğiniz şeyleri biliyorum ve size katılıyorum' şeklindeki sözler, hükümetin İmralı'ya ilişkin açıklamalarıyla eşzamanlı olarak kamuoyunun gündemine yansıdı. Gül'ün buradaki rolü AKP'nin seçimlerden en az hasarla çıkmasını sağlamaya yönelik. Gül'ün bayramda Diyarbakır'a yapacağı söylenen gezi de bu çerçevede yer alıyor.

'Öcalan'ı kontrol altına alma' konsepti

Ankara'da yaşanan İmralı odaklı siyasi hareketlilikten çıkan sonuçlar şöyle özetleniyor:


Hükümetin İmralı konseptinin en önemli hedefi Öcalan'ın kontrol altına alınmaya çalışılması. 'Kontrolümüze girmezsen baskıyı arttırırız' mesajı veriliyor. Bakan Şahin'in sözlerinin birinci hedefi Öcalan'dı.


İmralı üzerinden yürütülen 'rehin' konseptinin bir diğer hedefi PKK'nin pasif çizgiye çekilmeye zorlanması. Bu noktada ABD ve AB'nin baskısıyla Güney Kürdistan Yönetimi devreye sokulmaya çalışılıyor.


Hükümet-Çankaya-Genelkurmay üçlüsü, Kürt sorununu AKP eliyle devletin kontrolü altına almayı ve DTP'yi siyaseten marjinalleştirmeyi hedefliyor.


AKP, Kürtlerin İmralı'daki uygulamalara gösterdiği kitlesel tepkiyi kırmaya ve yaklaşan yerel seçimler öncesi Bölge'de kendisine siyasal alan açmaya çalışıyor.

Tüm bu hedefler devletin zirvesinde gerçekleştirilen 'terörle mücadele' toplantılarında alınan kararların bir yansıması olarak duruyor. AKP hükümetine uygulatmaya çalışılan konseptin asıl sahibi ise ABD ve AB olarak gözüküyor.

0 yorum:

Heval

Kurdish Music